23 Mayıs 2010 Pazar

ruzgar, uzak ve ask

Koynumda çırılçıplaksınız
Şehir, akşam ve sen
Aydınlıgınız yüzüme vuruyor

NAZIM HİKMET RAN

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Kral Lear'daki aglanma, dovunme ve beddua lar tipki, oyundaki diger siradan diyaloglar kadar siirsel ve lirik. Ve ben bu dili, bizde yogunlukla, dogu ve guneydogudaki cenazelerde yakilan agitlara, hani o, ozellikle kadinlarin dizlerini dove dove ve yanik bir sesle soyledikleri turkumsu iniltilere benzetiyorum. Bundan kelli W. Shakespeare'i ve yazi dilini pek bi sevdim. Abartili, hem naif hem dokunakli...


Yarab bu ne ölüm bu nası zulüm
Ah edip de ağır başlar ağlıyor
Çiçeği burnunda solan bu gülüm
Toprağa karışan saçlar ağlıyor

Can dayanır mı böyle bir zara
Kaldı kıyamete bendeki yara
Dur mezarcı kazma vurma mezara
Sen görmezsin toprak taşlar ağlıyor

Ötme bülbül ötme bağlar yaslıdır
Bugün Ardanuş'ta çaylar yaşlıdır
Kalan bir Keremdir giden Aslıdır
Ovalar yaylalar köşkler ağlıyor

Efkârı sen gamsız kalmazsın bir gün
Ortada bir tabut bu nasû düğün
Her kimin yüzüne baktıysam bu gün
Çekilir yürekler içler ağlıyor

(Efkâri)





Aslinda hic te yeri zamani degildi, boyle acili agitlarin. Cunku; bugun HIDIRELLEZ. Kışın bittiginin, ozlemle beklenen sicak gunlerin geldiginin kaniti. Bende adet  oldugu uzre, bir gul agaci bulup, ya dibine kibrit coplerinden bir ev yapmaliyim, yahut bir dalina, 1 dilek tutup kirmizi kurdela baglamaliyim. Yan apartmanimizin bahcesinde bir gul agaci var. Aslinda buyuk bir agac degil ama, komsunun tavugu komsuya kaz gorunur misali, bana agac gibi geliyor. Zaten benim nacisane ufak dilegim icin o ufaklikta bir agac yeterli.Yaz geldi, merhaba hayat, yasasin guzel insanlar :))

29 Nisan 2010 Perşembe

spor yapmak istiyorum yapamıyorum
neden?
belimde, boynumda fitik var
yurumek yapabilecegim en tanidik, en kolay, en ulasilabilir olan
onuda yapamiyorum
kalcam, ayak bilegime kadar uzanan bir agridan muzdarip
yuruyemiyorumda
ama hayal edebiliyorum
yani bazen yuruyorum kah yuzuyorum
hem hic terlemiyorum
bu gunlerde en cok beyin cimnastigi yapiyorum

24 Nisan 2010 Cumartesi

durma

Bu kadar güneşli havada,yağmurlu şarkının ne işi var demeyin. Herşey sıralımı olmalı, dinleyin dinlenin...


UVERCINKA

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
kesmemeye
Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil

Cemal SÜREYA

(Girizgah uvertür olunca, kelime kelimeyi çağrıştırdı, Cemal Süreya'ya selam çakıldı, pek sevgili sevgilimin hos sedasından dinlenen bu şiir başköşede yerini aldı)

(üvercinka = güvercin ve kanadı kelimelerinden kotarılmıştır)

UVERTÜR

Uvertür; Büyük boyutlu bir yapıtın başında yer alan enstrümantal parça, operada perde açılmadan önce orkestranın çaldığı giriş parçası, bir de, barlarda ve pavyonlarda assolistten önce sahneye çıkan sanatçıya verilen bir isim. Pek tabiki bu alanda, benden sonra ya da önce sahneye çıkacak kimse olamayacağından bu kelimeyi, birinci anlamına yakın bir anlamda kullanmak istedim. Buraya karaladıklarımdan büyük bir eser oluşacağı yok ya, giriş parçası kıvamında (aklıma kulak memesi kıvamı geldi, cıvımadan kıvamında bırakayım) giriş yazısı işte. Merhabalar...


The Most Beautiful Opera Overtures Ever (HQ)
Yükleyen goldrausch. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.