Yarab bu ne ölüm bu nası zulüm
Ah edip de ağır başlar ağlıyor
Çiçeği burnunda solan bu gülüm
Toprağa karışan saçlar ağlıyor
Can dayanır mı böyle bir zara
Kaldı kıyamete bendeki yara
Dur mezarcı kazma vurma mezara
Sen görmezsin toprak taşlar ağlıyor
Ötme bülbül ötme bağlar yaslıdır
Bugün Ardanuş'ta çaylar yaşlıdır
Kalan bir Keremdir giden Aslıdır
Ovalar yaylalar köşkler ağlıyor
Efkârı sen gamsız kalmazsın bir gün
Ortada bir tabut bu nasû düğün
Her kimin yüzüne baktıysam bu gün
Çekilir yürekler içler ağlıyor
(Efkâri)
Aslinda hic te yeri zamani degildi, boyle acili agitlarin. Cunku; bugun HIDIRELLEZ. Kışın bittiginin, ozlemle beklenen sicak gunlerin geldiginin kaniti. Bende adet oldugu uzre, bir gul agaci bulup, ya dibine kibrit coplerinden bir ev yapmaliyim, yahut bir dalina, 1 dilek tutup kirmizi kurdela baglamaliyim. Yan apartmanimizin bahcesinde bir gul agaci var. Aslinda buyuk bir agac degil ama, komsunun tavugu komsuya kaz gorunur misali, bana agac gibi geliyor. Zaten benim nacisane ufak dilegim icin o ufaklikta bir agac yeterli.Yaz geldi, merhaba hayat, yasasin guzel insanlar :))


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder